<?xml version="1.0"?>
<rss version="2.0"> 
  <channel>
<title>http://www.havadis18.com</title>
<link>https://havadis18.com</link>
<description>Çankırıda</description>
<language>tr</language>
<copyright>https://havadis18.com</copyright>
<image>
<title>https://havadis18.com</title>
<url>
https://havadis18.com/images/genel/Adsyz45tyuy_1.jpg
</url>
<link>https://havadis18.com</link>
<width>315</width>
<height>90</height>
</image><item>
<title>ÇANKIRI’DA KAZA 3 ÖLÜ 4 YARALI!</title>
<description><![CDATA[<img src="https://havadis18.com/images/haberler/cankiri-da-kaza-3-olu-4-yarali.jpg" width="250"><br><p>İzzet Gümüşbuğa (43) idaresindeki 16 ALY 258 plakalı otomobil, Çankırı-Kızılırmak kara yolu Bozkır köyü mevkisinde karşı yönden gelen Remzi Akdemir'in (75) kullandığı 06 HD 7613 plakalı hafif ticari araçla çarpıştı.</p>

<p> </p>

<p>Olay yerine çok sayıda ambulans, jandarma ve itfaiye ekibi sevk edildi.</p>

<p> </p>

<p>Kazada, otomobil sürücüsü ile aynı araçta bulunan Hasan Salih Gümüşbuğa (12) olay yerinde hayatını kaybetti.</p>

<p> </p>

<p>Hafif ticari aracın sürücüsü ile otomobildeki Çiğdem (30), Abdullah (5), Esma Betül (9) ve Muhammet Emir Gümüşbuğa (5) yaralandı.</p>

<p> </p>

<p>Otomobilde sıkışan yaralılar, itfaiye tarafından çıkarılarak sağlık ekiplerince ambulansla Çankırı Devlet Hastanesine kaldırıldı.</p>

<p> </p>

<p>Yaralılardan Remzi Akdemir, hastanedeki müdahalelere rağmen kurtarılamadı. Abdullah ve Esma Betül Gümüşbuğa'nın durumunun da ağır olduğu öğrenildi.</p>
]]></description>
<link>https://havadis18.com/cankiri-da-kaza-3-olu-4-yarali/1442/</link>
<pubDate>Fri, 03 Jul 2026 20:11:16 +0300</pubDate>
</item><item>
<title>ÇANKIRI'DA İNTİHAR</title>
<description><![CDATA[<img src="https://havadis18.com/images/haberler/cankiri-da-intihar.png" width="250"><br><p>Çankırı'nın Ilgaz İlçesinde yaşayan M.S. İsimli vatandaş evinin bahçesinde kendini astı.</p>

<p>Yakınlarının fark etmesiyle kurtarılan vatandaş yaralı olarak hastaneye kaldırıldı.Hayati tehlikesi devam ediyor.</p>
]]></description>
<link>https://havadis18.com/cankiri-da-intihar/1441/</link>
<pubDate>Tue, 30 Jun 2026 22:35:18 +0300</pubDate>
</item><item>
<title>Çankırı’da Goalball Kadınlar 2. Lig Müsabakaları yapıldı.</title>
<description><![CDATA[<img src="https://havadis18.com/images/haberler/cankiri-da-goalball-kadinlar-2-lig-musabakalari-yapildi.jpg" width="250"><br><p>Türkiye Görme Engelliler Spor Federasyonu’nun 2026 yılı faaliyet programında yer alan Goalball Kadınlar 2. Lig Müsabakaları, 24-29 Haziran tarihleri arasında Çankırı Orhan Saka Spor Salonu’nda gerçekleştirildi.</p>
]]></description>
<link>https://havadis18.com/cankiri-da-goalball-kadinlar-2-lig-musabakalari-yapildi/1440/</link>
<pubDate>Mon, 29 Jun 2026 23:13:32 +0300</pubDate>
</item><item>
<title>ÇANKIRIDA İNTİHAR!</title>
<description><![CDATA[<img src="https://havadis18.com/images/haberler/cankirida-intihar_1.jpg" width="250"><br><p>Şabanözü ilçesi Yenimahalle Serin Sokak No: 9 adresinde yaşayan, Bakım Rehabilitasyon ve Aile Danışma Merkezi'nde bakım personeli olan evli ve iki çocuk annesi G.C., ailesi ile birlikte ikamet ettiği evde ipe asılı vaziyette bulundu. <br />
<br />
Olayın ihbarı ile Yenimahalle Serin Sokak No: 9 adresine 112 Acil Ambulans Sağlık Çalışanları, Güvenlik Güçleri yönlendirildi. Sağlık Çalışanlarının yaptığı kontrollerde G.C., nin hayatını kaybettiğini belirlediler.<br />
<br />
Cumhuriyet Savcısı'nın olay yerinde yaptığı inceleme sonrası G.C.'nin cansız bedeni otopsi için Çankırı Devlet Hastanesi'ne gönderildi.<br />
<br />
Yaşamını sonlandıran G.C., nin Şabanözü ilçesi Karahacı köyü nüfusuna kayıtlı olduğu ifade edildi.<br />
<br />
Cenazesi 27.06.2026 Cumartesi günü İkindi namazı sonrası Karahacı köyünde toprağa verildi.<br />
<br />
Olayla ilgili soruşturma başlatıldı.</p>
]]></description>
<link>https://havadis18.com/cankirida-intihar/1439/</link>
<pubDate>Sun, 28 Jun 2026 01:38:29 +0300</pubDate>
</item><item>
<title>Kitaptan orman</title>
<description><![CDATA[<img src="https://havadis18.com/images/haberler/kitaptan-orman.jpg" width="250"><br><p>Tecrit!</p>

<p> </p>

<p>Sayfa sayfa avuç içine kadar parmak izi,ellere yapışan mürekkep,üzerinde rakamların olduğu önden yandan çekilen sen mahkumsun diye haykıran fotoğraf mahkumluğun ilk adımları.Hürriyetsizlikle yürürken uzun koridorda açılan ve geçince kapanan demir kapıların insanın ruhuna neşter atan sesi.Tecridin kapısı açılınca içeride iki kişi biri aşina oldukça tanıdık şehrin mimarının aradığı Hidayet Başkan.</p>

<p> </p>

<p>Saat kim bilir kaçtı ikisi uzanmış biri horlarken uykum yoktu.Banyoya girdiğimde sıcak su akıyordu.Yıkansam dünyanın pisliğimi temizlenir,yoksa ben nefret taciri cemaatin esaretinden kurtulur muydum?</p>

<p> </p>

<p>Suyun altında ne kadar kalmıştım su soğumaya başlarken kaldığım yere geri gelmiştim.Suyu kapatıp atletime kurulanıp üzerimi giymiş atleti yıkayıp sıkıp kalorifer peteğine sermiştim.Bu kadar sefil bir dünyada yaşamak benim için neden önemli hala bunu bilmiyordum.Yatağa uzanıp battaniyeyi üzerime çekip gözlerim kapanırken ne kadar tuhaf çok geçmeden beynim geçmişe gitmişti.</p>

<p> </p>

<p>Yıllar sonra Mevlüt’ün sesi yankılandı beynimde’’öğrenecek ve unutacaksınız bilgi günü gelince gerekir’’demişti.</p>

<p> </p>

<p>Gecenin ikisinde kaldırmışlardı yataktan.Sonra bir kamyon kasasında 24 kişi bir birimize bakıyorduk -35 derece soğukta.İki saat kadar sonra araç durmuş sırt çantalarımızla inmiş çadırları araçların ışığında kurup yatmıştık.10 dakika olunca kalkmıştım ne biçim bir işkenceydi on dakikada ağzımdan ve burnumdan çıkan buhar buz yaparken yanağım çadır brandasına yapışmıştı.Artık gece boyu uyunan uyku iki saat kadardı.Bir dağ eteğinde beyaz karlar üzerinde her gün düşenler bayılanlar oluyor gittikçe eksiliyorduk.Çadırları toplayın dediklerinde 14 kişi bir birimizin yüzüne bakıyorduk.Yine uzun bir yolculuk olmuştu.</p>

<p> </p>

<p>Oldukça büyük ve sıcak bir salonda küçük bölmelerdeki kamp yataklarını gösterip,köşede banyo var dileyen temizlenir isteyen dinlenebilir talimatı  verildi.Arazide geçen soğuk ve yorucu  günlerden sonra sıcağın verdiği mahurluktan ayaklarım bedenimi taşımıyordu.Sırt çantasını kenara bırakıp postalları çıkartınca ayağımda ve parmaklarımda oluşan yaralardan çıkan kanlı sıvıya çoraplarım yapışmıştı.</p>

<p> </p>

<p>Uzandığımda huzur veren bir sessizliği işkenceye dönüştüren bir çift potin sesiydi.Bir baştan diğer başa kırk üç adımda gidiyor dönünce kırk dört adımda geri geliyordu.Kapanan gözlerimi zorda olsa açıp biraz doğrulup neden saydım,neden giderken 43 olan adım sayısı dönünce 44 oluyor diye hayıflanarak geri yattım.Haftalardır bitip tükenmeyen o komut kalk emri verilirken bir robot gibi ayaktaydım.Elindeki kağıt kalemi uzatınca almıştım.Yazıyla ayak sesini sormuştu.Rakamla 43-44 yazarak uzattım.Tebessümle girişe bıraktığı torbayı gösterip köşede banyo var temizlen üzerini değiştir biraz sonra sıhıyeler gelip ilgilenecek diyerek yan bölmeye girdi.</p>

<p> </p>

<p>Ne tuhaf bir çift yeni potinde vardı.</p>

<p> </p>

<p>Odada uyuyup sorduklarında koridordaki nöbetçinin her turda kaç adım attığını söylemek tabilotun bir gözündeki tatlı kadar basitti.Zaman yoktu hangi gün hangi saat belli değildi anlamı yoktu.</p>

<p> </p>

<p>Hayatmı anlamsızdı,insanlarmı?</p>

<p> </p>

<p>Sen dağlarda kürtün olmuş bir kar,</p>

<p>Durmaz!yüreğindeki sitemler üzerime yağar,</p>

<p>Onca yükün altında güneşe hasret bir kardelen var,</p>

<p>Yine geldi bak bu kente mülteci bir bahar,</p>

<p>Sen gelincik ben yağmur bırak toprağa yağayım,</p>

<p>Köklerinden can olup sana yeniden kavuşayım.</p>

<p> </p>

<p>Usta bir yalnızlığın içinde,27 koca sene sonra!</p>

<p> </p>

<p>Dördüncü masada arada Gazinin hayat dolu gülüşü tebessümle içime işlerken iki günde kendime zor gelmiştim.</p>

<p> </p>

<p>Çetin arada sen artık mahkumsun alışsan iyi olur çıkart üstündekileri giy eşofmanları rahat ol dese de olamıyordum.Ben bir zindandan çıkıp demir kafese girmiştim.Nasıl bir oyun ne kadar acımasız bir dünya içindeydik.</p>

<p> </p>

<p>Hani gökyüzü hepimizindi,hani gökyüzü parsellenmezdi,alın ulan işte payımıza kibrit kutusu gibi bir gökyüzü düşmüştü.Burhan elindeki kahveyi uzatarak,</p>

<p> </p>

<p>-Dayı ne kadar bakarsan bak dört köşe ama güneş ısıtıyor artık.</p>

<p> </p>

<p>Haklıydı Vanlı Burhan,yüzümüze vuran sabah güneşi ısıtıyordu.Arkasından Burhan sigaran var mı derken cebimden çıkartıp uzatırken yok daha var,bittiyse paket bulayım sana diye derken yinede birer tane yakmıştık.Sigaranın filtresini kırıp içmek bile kesmiyordu mahpusun korkunç kasvetini.</p>

<p> </p>

<p>Demir beton ve taş yığını kim bilir kaç hayat,kaç insan bu taşlarda bu betonda ömür tüketti üç adımlık avluda volta atarak.</p>

<p> </p>

<p>Çok tuhaftı 70 bin kişinin yaşadığı bir şehirde bir alkoliğin dışında kimse bana bir ihtiyacın var mı diye sormamışken burada cemaatin dışladığı bana 27 kişi her gün bir ihtiyacın var mı diye sorması içimde topluma karşı bir nefret uyandırıyordu.</p>

<p> </p>

<p>3.gün</p>

<p> </p>

<p>Kaloriferin sıcak petekleri sızlayan dizlerimi ısıtıyor sıcaklık bedenime yayılıyordu.Kolay değildi insana yapılan zulüm.Koca cezaevinde bana verecek ranzaları yoktu.Merdiven altında bana verdikleri yatağın üzerine yattığımda yaylar pısıyor sırtım betona yapışıyordu.Koğuşun camları devamlı hava alsın diye açıktı.Betona serdiğim yatakta elimden geldiğince az uymaya çalışıyordum.Belki üç saat belki dört yinede gözlerim açılırken titrediğimi hissediyordum.Dışarıda ağaçlar ben girerken tomurcuklanmıştı belki bahar kokuyordur her yer senin gibi.Lanet olsun yüreğimdeki senide taşıdım ya buralara dün gece gözlerin düştü mahpus uykularıma.</p>

<p> </p>

<p>Ne güzel yinede uyanmak,küçük demir parmaklı pencereden gökyüzüne bakarak sigara içmek.Burhanın sesiyle bir an daldığım senli düşten uyandım.Elindeki ince belli bardaktaki çayı uzatırken sigarayla iyi gider diyordu.Haklıydı taze çayın tadı bir başkaydı.Aslında içimde fırtınalar kopuyordu.Payımıza düşen gök kubbede kanat çırpan süzülen bir kuş dahi yoktu.Burada olduğumu kimseler bilmiyordu.Haber vermem gerek bir arkadaşa,telefon etmek hakkım dedim müdürlüğe dilekçe ver dediler.Bu sabah üçüncü dilekçeyi verdim.</p>

<p> </p>

<p>Burhanın sesi yine gelmişti ‘’sayım arkadaşlar’’ diye bağırıyordu.Sigaramı söndürüp biten çay bardağını yıkayıp sepete yerine koyup yukarıdan inen uykulu gözlü insanlar arasında yerimi almış karşılıklı tespih tanesi gibi dizilmiştik.Gardiyanın biri sayarken diğer ikisi kapıyı açıp avluyu kontrol ederken  o koğuş camının demirini kontrol etmeleri yok mu gıcıklık buysa gıcık oluyordum.Sanki biri testereyle kesecekti.</p>

<p> </p>

<p>-Allah kurtarsın.</p>

<p> </p>

<p>Demeleri ne kadar anlamsızdı.Bizi bu demir kafese Allah koymadı insanlar tıktı bir hayvan gibi.Şimdi bu davaya bakan Savcı ve Hakim ne kadar huzurlu uyuyordur diye iç geçirdim bir an.Her şey yasal ve uygun verilen hükmün bozulması yasa gereği imkansız.Diyarbakırlının sesiyle kendime geldim hadi otur kahvaltı yapalım diyordu.Aç karna içilmiş iki sigaradan sonra kahvaltı iyi oluyordu ve olmuştu.</p>

<p> </p>

<p>İkinci çay ve yanında filtresini kırdığım sigara ile yeni yaşam alanında payımıza düşen kibrit kutusu büyüklüğünde gökyüzü altında beton avluda üçüncü sabahımdı.Hava açık ama güneş hala buralara gelmezken bir yaprak dahi yoktu ortalıkta.Taburede oturduğum avlunun diğer köşesinde sporcular sabah sporu yaparken gözlerim yeşil alan arıyordu ve bulmuştum.</p>

<p>Sporcular gibi.Onlarda bulmuştu demir kafeste spor yapmanın çaresini.Ne garip insan istedikçe her şeye çare buluyordu.Bir fırça sapına karşılıklı bağlanmış 10 ar tane 1.5 litrelik su şişesi harika bir halterdi ve onlar halter çalışıyordu.</p>

<p> </p>

<p>Yanımdaki duvarın alt kısmı yosun bağlamıştı.Olsun bu bile güzeldi gür ormanların çıkar uğruna yakıldığı bu dünyada.Bir karışlık yeşil bir yosun yumağı gözümde balta girmemiş bir orman olmuştu bir anda.İşte şu sarmaşıkları geçersem karşıdaki koca meşenin yeni yeşeren yaprakları ve görkemli güzelliği altında çayı yudumlarım.Oraya ulaşana kadar yorulmuştum yeni çıkan yeşil otların üzerine oturup sırtımı koca meşeye vermiştim.</p>

<p> </p>

<p>Hemen yanında küçük bir dereden dorukta eriyen karların suları çağlarken elimdeki çayın tadı bir başkaydı.Derin bir bahar,havada keskin bir zerdali çiçeği kokusu vardı.Yoksa Kavranın kaşa orman yapmak için diktikleri zerdali ağaçları çiçek açtı o kokumu geliyor diye kendime sorarken saçmalama dedim.O dikilen fidanların bir metre altından cam gibi yağ tuzu çıktığını en iyi ben bilirdim.Sigaramdan bir nefes çekerken aldığım yüksek bazda nikotin ciğerimi yakmıştı.</p>

<p> </p>

<p>Tepemdeki dalda bülbül yine aynı nağmeyi çalıyordu’’uzaklarda sevdim ben seni’’ uzattığım ayaklarımın yanında güneşe merhaba diyen Çiğdeme takılmıştı gözlerim.Etrafa dikkatlice bakıyordum gelincikler açmış mı diye yoktu sahi daha zamanı vardı.İki tane bal arısı çiğdemin özünden almak için sanki mücadele ediyordu.</p>

<p> </p>

<p>Meşenin taze yaprakları arasından yüzüme vuran güneş gözlerimi kamaştırıyordu.Hafif esen rüzgarda omzuma sanki geçen seneden kalan bir meşe palamudu düşmüştü.Ama aklıma takılan bu değildi başka bir şeydi.Rüzgarda kokun vardı gülüm,hala düşmemişken payımıza ölüm.Seni her ana sığdırmak güneş görmeyen zindanlarda yaşatmak bile aşkın ta kendisi olmalıydı.Aklımda sen,ciğerimde kokun,gözlerimde yine gözlerin sen varsan bende varım her zulme inadına dayanır zindanları bahar yaparım be gülüm.</p>

<p> </p>

<p>Yinede gözlerim yeni yeşeren otların arasında düşen meşe palamudunu arıyordu dikmeliydim onu bu zindana.İnsanların çürüdüğü zindanlar değil gür ormanlar,bilge fidanlar gerekirdi insan için insanlığa.Nereye düştü diye bakınırken omzumdaki el ile kendime geldim.Burhan gülerek yüzüme bakıyordu.</p>

<p> </p>

<p>-Dayı neredeydin çok uzaklara dalmışsın,demlikte çay var içersen.</p>

<p> </p>

<p>Kalkıp çayımı tazeleyip geri avluya gelip plastik tabureye oturunca güneş artık bizimdi.Burhana sigara uzatırken verme dayı sigaranı kimseye idareli kullan burada ne kadar kalacağın belli değil derken yak takılma bunlara dedim,Burhan,</p>

<p> </p>

<p>-Dayı sen delimisin para için buralara gelinirmi yokmu ensesi kalın birileri yakaya yapışıp daya bıçağı karnına vermese geçir öyle gel mapusa.</p>

<p> </p>

<p>Garip bir yaklaşımdı ben senelerdir yaşamak için çırpınırken 50 kuruşluk ekmeğe dahi göz dikmemişken mesele para değildi maddi zarara göz yumup benden eşkıya gibi para istemeleriydi.Yoksa üç kuruş parayı çalışarak kazanmak benim için üç gün sürerdi.Burhan’ın bu eşkıyalığı nedendi şimdi.Burhana sen neden buradasın diye sorduğumda gasp hırsızlık hepsi var derken yanımdaki tabureye oturmuştu,Burhan,</p>

<p> </p>

<p>-Gasp ettin çaldın ama buradasın,nerede kazandıkların bak paran yok burada meydancılık yaparak diğerlerine hizmet ediyorsun.</p>

<p>-Sorma dayı.Böyle olacağını bilmiyor düşünmüyordum ama cezam bitsin bu defa akıllı yapacağım.</p>

<p>-Ne yapacaksın?</p>

<p>-Dayı bir ağabeyimiz vardı.Biz sekiz on kişi ona çalışırdık.Arabalardan çanta insanlardan para aklına ne gelirse akşama kadar toplar ona verirdik.Oda bize akşam hasılattan pay verirdi düşünsene günlük en az bin lira evin eksiğini alır kalanı barda pavyonda yerdim.Ben başka suçtan içeri girdim.Onlarda yakalanmış benim adımı vermişler ondanda ceza aldım işte buradayız.Çıkayım ben biliyorum nasıl yapacağımı.</p>

<p> </p>

<p>Sanırım bazı insanların kanında çalışmak ve alın teri yoktu.Birileri çalışacak bu insanlar çalacak gasp edecekti sanırım bu dünya kurulduğundan bu güne kadar olan bir gerçekti.</p>

<p> </p>

<p>Yinede sevmiştim Vanlı Burhanı.Diyarbakırlı sabah koşusunu yapıp duşunu alıp yanımdaki tabureye otururken dün gördüğüm Yozgatlı gözünü ovuşturarak gelmişti yanımıza.Dün dikkatimi çekmişti boncuktan çok güzel kırmızı güller yapıyordu.Aslen Karslıymış bana senin suçun ne derken hakaret diyerek bende ona sormuştum senin suçun ne diye.Ben hırsızım dayı derken o kadar pişkin söyledi ben hırsızları sevmem derken yanımdan Diyarbakırlı ayağıma vurmuştu.Haliyle bozulup giderken Diyarbakırlı haklısında koğuşun üç beş kişi dışında hepsi hırsız gaspçı başın dolaşır derken sanırım haklıydı.</p>

<p> </p>

<p>Diyarbakırlı uyuşturucu ve tarihi eser kaçakçılığından yatarken iki hemşerim cinayetten hükümlü diğerleri gasp hırsızlık ne ararsan vardı.İçeri girmiş gazetelere bakarken Erol gelmişti yanıma ikinci meydancı Ertuğrula enişte bir sigara versene derken hiç ikilemeden cebinden paketi verip giderken,dayanamadım.</p>

<p> </p>

<p>-Ulan amma adamsınız ne ara enişte kayınço oldunuz?</p>

<p>-Eniştem ablamın kocası bakacak bana isterse bakmasın çeker ablamı elinden alırım.</p>

<p> </p>

<p>Bu insanları gördükçe kendime olan kin ve nefretim her geçen dakika daha artıyordu.Ne acayip bir dünya ne acımasız bir zindandı burası.Erol’a suçun ne derken cebinden bir kağıt uzattı.Tam iki sayfaydı her paraf üç satır açılan dava dosya numaraları yazıyor içimden Gutenberg’e lanet ediyordum matbaayı icat ettiği için.Erol’un uzattığı kağıdı görse matbaayı icat ettiğine oda pişman olurdu.Kredi kartıyla dolandırıcılık bu olmalıydı.Erol’a eniştenin suçu ne diye sordum.O gülüşü yokmu mahpusta olduğunu unutuyordu insan,Erol,</p>

<p> </p>

<p>‘’O hırsız dayı,bakır hırsızı’’</p>

<p> </p>

<p>Ertuğrul duymuştu eğri bir gülüşle yanımıza gelip otururken oldukça iğreti oturmuştu.Önce Erol’a sonra bana gülerek baktı sonra,</p>

<p> </p>

<p>‘’Yok aslında eski yıkılacak evleri alır çıkan malzemeyi satarım hurdacıyım ama bakır görünce dayanamıyorum.Sen Çankırı’lısın bilirsin,</p>

<p> </p>

<p>Bir gün buraya geldim,gece o sizin büyük cami dediğiniz caminin arka taraflarında bir eve gece girdim.Bakır tencere kazan,bakır tavalar tam iki çuval doldurdum tam çıkacakken çuval duvara çarpıp ses yaptı.</p>

<p> </p>

<p>Yatakta yatan yaşlı kadın ‘’oğlum baksana eve birimi girdi mahalleli hırsız var diyor ‘’derken ‘’Ana sen uyu korkma ben varken bu eve kimse giremez dedim.Kadın hadi oğlum sende yat artık ses yapma derken tamam diyerek evden çıktım ama arabanın içinde gülmekten koptum derken tuhaf olmuştum.Sanki vatanı kurtarmış gibi anlatıyordu elimi sıktığımın farkında bile değildim Erol enişte hadi sen işine bak derken kalkıp gitmişti.</p>

<p> </p>

<p>O gün bir başkası sen bir hafta içinde denetimliye gidersin eşim gitti derken ikinci şaşkınlığı yaşıyordum.Suçunuz neydi dediğimde hırsızlık çalıntı mal satma ne ararsan var.Üçüncü senem eşim iki sene yatıp denetimli serbestliğe çıktı benim başka ceza vardı oda patladı derken koğuşa ısınmaya başladım ne acayip bir yerdi burası.</p>

<p> </p>

<p>Öğle nasıl oldu bilmiyordum.4.masadaki yerime oturunca musakka,pilav,yoğurt şaka gibiydi.Birinci sınıf lokantada bu kadar lezzetlisini bulamazdım.Ertuğrul fazla pilav isteyen varmı derken tabağımı uzatmıştım.Çok garipti çoğu pirinç pilavını yemiyordu.Bende inadına çok seviyordum.</p>

<p> </p>

<p>Gazi banyo yaparsan sıcak su var derken ben almayayım demiştim.Yanımda oturan Dursun baygın gözlerle dayı sen ne çektin derken bir an şaşırıp nasıl dedim.Dursun ne bileyim ilk gün akşama kadar tepkisiz burada oturdun sabaha karşı yattın,dün dalgındın ama bu gün iyisin.İyiydim iyi olmak zorundaydım.Dursun yine ısrarla sordu Dayı sen ne çekiyorsun diye?Sanırım haklıydı memleket havası çekmiştim bu gün.</p>

<p> </p>

<p>1.GÜN</p>

<p> </p>

<p>Sabah kalkıp imareti geçerek büyük cami önüne kurulan köy pazarına uğramıştım.Oradan markete uğrayıp çay ve reçel almış anıta yürümüştüm.Anıt alanında bulunan polis evi karşısındaki büfede arkadaşın çayını içiyordum.O girdi içeri memleketin meşhur mimarı.Büfeden sigara alan hanıma Hidayet başkanı gördün mü diye sordu.Görmedim cevabını alınca bana bakarak çıktı.Arkadaş seni görünce beti benzi attı Azrail’i görse böyle bakmazdı derken güldük.Çayım bitmiş biraz oturup sana kolay gelsin diye çıkmıştım.Birini daha ziyaret edecektim iş bankası önünde eşkıya gibi çevirmişti polisler.</p>

<p> </p>

<p>-Hayırdır ne var?</p>

<p>-Seni içeri alacağız?</p>

<p>-Dün konuştuk pazartesi gelip teslim olacağım?</p>

<p>-Zorluk çıkartma.</p>

<p> </p>

<p>Haklıydı ama haksızdı.Daha dün konuşmuştuk pazartesi teslim olacaktım.Oysa ben ona üç ay önce demiştim hakkımda yakalama kararı var evdeyim gelin alın bu ceza bitsin diye.Gelmemişlerdi gerçi kimse infaza yanaşmıyordu.Mahkemelere giriyordum Savcılıkta ifade veriyordum hakkında yakalama var alalım demiyorlardı.O gün Valinin özel kalemi içeri girip çıkınca senin başvuruyu Emniyete yollamışlar dedi.Emniyete girdim ikinci kattan geri indim.Girişteki memura kimliğimi uzatıp bana ziyaretçi kartı ver dedim ne gerek var dedi.Sen ver kimliğide kontrol et gereği yapılsın dedim.</p>

<p> </p>

<p>Dilekçe Emniyette yoktu her kata sordum.Aşağı indiğimde ekip gelmişti hakkında derken biliyorum dedim.Ama memleket Valisi bilmiyordu.Yasa değişmiş bir yıldan az cezası olanlar açık cezaevine yollanıyordu.10 gün izim hakkımdı.Savcılıkta işlem yapıldı elime 10 gün içinde teslim olmam için belgem verildi.Gitmeyecektim memleket zindanları varken ne işim vardı başka memleketlerin zindanında.Geç olmuştu yetişemedim sabah vilayeti esaretine alan Cemaatçiler bana hortlak görmüş gibi bakıyordu.Özel kalem müdürünün nutku tutulmuştu dilekçe Emniyette yok başvurum nerede dedim sözle olmadı yazılı verdim.</p>

<p> </p>

<p>Arabaya binmiştik önce emniyet sonra doktor,</p>

<p> </p>

<p>C.13.KOĞUŞ 4.gün SATRANÇ</p>

<p> </p>

<p>‘’toprağım oynayalım mı ama kahvesine’’</p>

<p>‘’Bende kahve yok kantin Perşembe günüymüş’’</p>

<p>‘’Tamam toprağım bir dal sigarasına’’</p>

<p>‘’Bak arkadaş satranç bilmiyorum ben’’</p>

<p>‘’Tamam toprağım bizde dama oynarız’’</p>

<p>‘’İyide onuda bilmiyorum’’</p>

<p>‘’Tamam toprağım bir dal sigara ver hangisini istersen öğretirim.’’</p>

<p>‘’Belamısın sen ben seni bir yerden tanıyorum çıkartamadım Kızılcahamam’lımıydın sen?’’</p>

<p>‘’Yok toprağım sende bana yabancı gelmedin’’</p>

<p> </p>

<p>Tanıyordum bu adamı ama nereden?Ne kadar insan birikmiş anlağımda,nedense hiç biri gelmez aklıma 24 saatin 25 saati sen varken yanımda.Aslında sanada arada lanet etmek istedim ama olmuyor unutamıyorum da nedense,en çok bu soruyu soruyorum kendime neden hala bendesin diye.Adam çok uzaklara gittin derken dönmüştüm.Cebimden bir sigara uzatıp istediğin sigara olsun derken yüzü değişti.Amaç onda değil vakit geçsin hemde kazanmak veya kaybetmek derken güldü tanıdım seni derken ben hala bulamamıştım.</p>

<p> </p>

<p>Gülerek Ulustan geç İsmetpaşaya gel derken tamam dedim.Şimdi sizin Çankırılıların kahvesi önünden yürü köşede dur derken beynimde canlanmış tamam derken yerde sandık arkada ben dedi.Ne oldu bana dördüncü günde bile kendime gelememiştim bozulmasın diye ayakkabı boyuyorsun dedim.Aşkolsun toprağım biz öyle onun bunun ayakkabısını parlatacak adammıyız derken bulmuştum.Bul karoyu al parayı ulan Aksaraylı maça derken hah şöyle sen artık mahkumsun alış demesi incitmişti beni.Dün sabaha kadar ne işim var burada diye kendime sormuştum.</p>

<p> </p>

<p>2.Gün</p>

<p> </p>

<p>Koğuşa giderken yanımda yürüyen memur seni neden Çankırı’lılar koğuşuna değilde bu koğuşa verdiler anlamıyorum içeride dikkat et kendine!</p>

<p> </p>

<p>Demir kapı açılınca girmiştim içeri.İri yarı pehlivana benzeyen şahıs koğuşta ranza yok yatağını merdiven altına bırak orada yatarsın dediğinde duvara yaslamıştım.</p>

<p> </p>

<p>Ben seni kimselere benzetemedim.Ben yıllarca geceleri en parlak yıldızla gündüzleri sonsuz gökyüzüyle sen diye sohbet ettim.Burada payımıza kibrit kutusu büyüklüğünde bir gökyüzü düşüyor ve içinde ne bir yıldız ne kanat çırpan bir kuş yok.Birde yağmur yağıyordu dün gece,ilk defa yağmur bana ben yağmura tutsaktım.Payıma bir damla bile düşmedi senden bir selam düşmediği gibi.Sen hep bir alamettin kalbimde senelerdir hep kıyamet yaşattın.Yinede unutuyorum arada seni.Taş duvar soğuk demir senide bana tutsak etti sanırım.Sonunda alındı maça sen düşün diyerek masadan gitti.Benim mahpusta olupta sana geldiğim gibi.</p>

<p> </p>

<p>Kaçıncı gün?</p>

<p> </p>

<p>Sabah sayımdan sonra açılan avlu kapısı.</p>

<p>Avluda çekirge var bu mevsimde.Kış yerini bahara bırakmış hava oldukça güzel.Açık kapıdan gelen temiz hava üşütmedi bu sabah.Kimse kahvaltı yaparken kapı açık demedi.Kahvaltıdan sonra bazıları battaniye havalandırıyor kimileri çamaşır yıkıyor leğende sıkma faslıysa imece usulü.Karşılıklı sıkılıyor çabuk kurusun diye.</p>

<p> </p>

<p>Cihan yine aynı.Sabah erken kalktı her gün olduğu gibi.Banyosunu yapmış saçlarına joleyi sürmüş.Elimi saçına uzatırken yapma bozuluyor dedi.Neden her gün saçına jole sürüyorsun demiştim dündü galiba.Konuşmadan çekti gitti.Yine sordum içeride masalar var yemek,çay,televizyon avluya çıkıyorsun koğuşta yatıyorsun.Koğuşa sabah ve akşam gardiyanlar geliyor saçına kimse bakmıyor derken yine kızdı sanırım çekti gitti.Oradan biri dayı o sorunlu dedi.Sonra çoğu avluya çıktı volta atarken oturanlara bakınca çocukluğum aklıma geldi.</p>

<p> </p>

<p>Kadınların el işi yaparak sohbet ettiği dar Sarı  Baba sokakları gibiydi.Dördü yan yana oturmuş güneşte tığ işi boncuk yapıyor.Yanlarında iki kişi ellerinde ayna cımbız kimi sakalını kimi kaşını düzeltiyor.Ahmet dayı keyfin yerinde gülersin haftaya gidersin derken yok be dayı ondan değil şunlara güldüm.Ulan kimi kaşını alıyor kimi dantel örüyor mahalle karıları gibi derken suss diyor.</p>

<p> </p>

<p>Çetin omzuma dokunup,</p>

<p>‘’Hava güzel avluda volta atıp sohbet ederiz’’</p>

<p>‘’Olmaz’’</p>

<p>‘’Neden?’’</p>

<p>‘’Tespihim yok’’</p>

<p>‘’Gel benle’’</p>

<p>Birlikte yukarı çıktık yatağının başındaki dolabı açıp o sarı tespihi elinde okşayıp koklayarak uzatırken,</p>

<p>‘’Kehribardır burada tanıştığım bir arkadaş hediye etti.Bu tespihi tam dokuz sene elinden düşürmeden çekti.Tahliye olurken bana uzattı.Biliyorsun kesme teşbih çekemiyorum dedim.Oda sen çekemezsen çekecek sevdiğin bir insan çıkar ona hediye edersin dedi.Hatırlıyor musun bir gün kahveye uğramıştın elindeki tespihe çok güzelmiş dedim al senin diye uzattın hala evde duruyor.Buda senin sende bu kafa varken daha çok karşılaşacağız buralarda çekersin.’’</p>

<p> </p>

<p>Avluda ilk voltamdı Çetin arada dönmelerde benden tarafa döneceksin diyordu ama sıkılmıştım tek çaresi karşıdan gelen koğuş sorumlusuna omuz atmaktı derken atmıştım.Gülerek Hüsoyu çıldırtamazsın usta çay demini almıştır hadi çay içelim dedi.Çayları yudumlarken Hüso gülerek,</p>

<p> </p>

<p>‘’Kapıdan girdin selam bile vermedin bir sandalye çekip otururken sana izinsiz kimsenin sandalyesine oturma dedim’’</p>

<p>‘’Ben otururum’’</p>

<p>‘’Bende bu koğuşun sorumlusuyum’’</p>

<p>‘’Napayım yani benmi yaptım seni sorumlu’’</p>

<p>‘’Dayı düzgün konuş ikimize dar gelir koğuş!’’</p>

<p>‘’Ben kalıcıyım beğenmediysen yürü git’’</p>

<p> </p>

<p>Ya sabır diyerek avluya çıktım.Sana bakarken aklıma geldi yıllar önce biri bana sanayide ‘’La yürü git işine bak ben akşam getiririm arabayı’’ demişti.İşte o an tanıdım seni yanına gelip ‘’Sen tamircimiydin’’ diye sorunca evet derken kaldırıp sarıldım sana.</p>

<p> </p>

<p>Hayat böyle bir şeymiş bir zamanlar tanıdığımız insanlar kaybolunca unutuyoruz.Demir parmaklıklar arkasında kaderin cilvesi olarak karşılaşıyoruz.</p>

<p> </p>

<p>Daha dün,</p>

<p> </p>

<p>dışarıda serseri bir soğuk,</p>

<p>odamın içinde ayaz ıslık çalar,</p>

<p>üşüyen ellerimi bedenim sarar,</p>

<p>bir hayal kursam senli,odama düşer mi bahar,</p>

<p>uzatsan ellerini üşüyen ellerim ısınır mı sabaha kadar.  Derken elbette bu esarette bitecek bir gün…</p>
]]></description>
<link>https://havadis18.com/kitaptan-orman/1438/</link>
<pubDate>Sat, 20 Jun 2026 18:48:29 +0300</pubDate>
</item><item>
<title>ADANA’DA UYUŞTURUCU BAĞIMLISI OĞLUNU VURDU!</title>
<description><![CDATA[<img src="https://havadis18.com/images/haberler/adana-da-uyusturucu-bagimlisi-oglunu-vurdu.jpg" width="250"><br><p class="text" style="background:white"><span segoe="" style="font-size:15.0pt;
font-family:">Adana'da emekli polis babasından para isteyen ve olumsuz yanıt alan uyuşturucu bağımlısı şahıs, bıçakla babasına saldırdı.<o:p></o:p></span></p>

<p class="text" style="background:white"><span segoe="" style="font-size:15.0pt;
font-family:">Bunun üzerine baba, oğluna ateş açarak öldürdü. <o:p></o:p></span></p>

<p class="text" style="background:white"><span segoe="" style="font-size:15.0pt;
font-family:">Tüm şarjörü boşalttığı öne sürülen baba, oğlunun başında bekleyerek 112'yi aradı.<o:p></o:p></span></p>
]]></description>
<link>https://havadis18.com/adana-da-uyusturucu-bagimlisi-oglunu-vurdu/1437/</link>
<pubDate>Wed, 03 Jun 2026 23:28:25 +0300</pubDate>
</item><item>
<title>POLİSE BIÇAKLA SALDIRDILAR</title>
<description><![CDATA[<img src="https://havadis18.com/images/haberler/polise-bicakla-saldirdilar.jpg" width="250"><br><p class="text" style="background:white"><span style="font-size:15.0pt;
font-family:&quot;Segoe UI&quot;;color:#222222">Alkollü oldukları belirtilen 3 şahıs, kendilerini uyaran sivil polis memuruna bıçakla saldırmaya çalıştı. Olayda polis memuru yaralanmazken, 3 şahıs gözaltına alındı.<o:p></o:p></span></p>

<p class="text" style="background:white"><span style="font-size:15.0pt;
font-family:&quot;Segoe UI&quot;;color:#222222">Abdülhalik Renda Mahallesi Zafer Caddesi üzerindeki bir tekel bayisinden çıkan alkollü şahıslar, çevrede gürültü yaptı.<o:p></o:p></span></p>

<h3 style="background:white;box-sizing: border-box;font-size:1.3rem;margin:
2rem 0px 1rem;font-variant-ligatures: normal;font-variant-caps: normal;
orphans: 2;text-align:start;widows: 2;-webkit-text-stroke-width: 0px;
text-decoration-thickness: initial;text-decoration-style: initial;text-decoration-color: initial;
word-spacing:0px"><span style="font-family:&quot;Segoe UI&quot;;color:#222222">POLİSE BIÇAKLA SALDIRDILAR<o:p></o:p></span></h3>

<p class="text" style="background:white;box-sizing: border-box;margin:1.5rem;
font-variant-ligatures: normal;font-variant-caps: normal;orphans: 2;text-align:
start;widows: 2;-webkit-text-stroke-width: 0px;text-decoration-thickness: initial;
text-decoration-style: initial;text-decoration-color: initial;word-spacing:
0px"><span style="font-size:15.0pt;font-family:&quot;Segoe UI&quot;;color:#222222">Gürültü üzerine şahısları uyarmak isteyen sivil bir polis memuru, şüphelilerin bıçaklı saldırı girişimiyle karşı karşıya kaldı.<o:p></o:p></span></p>

<p class="text" style="background:white;box-sizing: border-box;margin:1.5rem;
font-variant-ligatures: normal;font-variant-caps: normal;orphans: 2;text-align:
start;widows: 2;-webkit-text-stroke-width: 0px;text-decoration-thickness: initial;
text-decoration-style: initial;text-decoration-color: initial;word-spacing:
0px"><span style="font-size:15.0pt;font-family:&quot;Segoe UI&quot;;color:#222222">İhbar üzerine olay yerine çok sayıda polis ekibi sevk edildi.<o:p></o:p></span></p>

<h3 style="background:white;box-sizing: border-box;font-size:1.3rem;margin:
2rem 0px 1rem;font-variant-ligatures: normal;font-variant-caps: normal;
orphans: 2;text-align:start;widows: 2;-webkit-text-stroke-width: 0px;
text-decoration-thickness: initial;text-decoration-style: initial;text-decoration-color: initial;
word-spacing:0px"><span style="font-family:&quot;Segoe UI&quot;;color:#222222">3 ŞÜPHELİ HAKKINDA ADLİ İŞLEM BAŞLATILDI<o:p></o:p></span></h3>

<p class="text" style="background:white;box-sizing: border-box;margin:1.5rem;
font-variant-ligatures: normal;font-variant-caps: normal;orphans: 2;text-align:
start;widows: 2;-webkit-text-stroke-width: 0px;text-decoration-thickness: initial;
text-decoration-style: initial;text-decoration-color: initial;word-spacing:
0px"><span style="font-size:15.0pt;font-family:&quot;Segoe UI&quot;;color:#222222">Ekiplerin müdahalesiyle şüpheliler kontrol altına alındı.<o:p></o:p></span></p>

<p class="text" style="background:white;box-sizing: border-box;margin:1.5rem;
font-variant-ligatures: normal;font-variant-caps: normal;orphans: 2;text-align:
start;widows: 2;-webkit-text-stroke-width: 0px;text-decoration-thickness: initial;
text-decoration-style: initial;text-decoration-color: initial;word-spacing:
0px"><span style="font-size:15.0pt;font-family:&quot;Segoe UI&quot;;color:#222222">Olayda polis memuru yaralanmazken, gözaltına alınan 3 şüpheli hakkında adli işlem başlatıldı.<o:p></o:p></span></p>
]]></description>
<link>https://havadis18.com/polise-bicakla-saldirdilar/1436/</link>
<pubDate>Wed, 03 Jun 2026 23:05:35 +0300</pubDate>
</item><item>
<title>KENDİSİNİ HSK ÖZEL KALEM MÜDÜRÜ OLARAK TANITTI İDDİASI</title>
<description><![CDATA[<img src="https://havadis18.com/images/haberler/kendisini-hsk-ozel-kalem-muduru-olarak-tanitti-iddiasi.jpg" width="250"><br><p>Ankara’da yaşayan Furkan Devecioğlu hakkında ortaya atılan iddialar gündemde geniş yankı uyandırdı. T24’te yer alan habere göre hakkında hırsızlık suçundan yakalama kararı bulunan Devecioğlu’nun, kendisini “Adalet Bakan Yardımcısı Can Tuncay’ın HSK’daki özel kalem müdürü” olarak tanıttığı öne sürüldü. Olayla ilgili başlatılan soruşturma kapsamında dikkat çeken detaylar ortaya çıktı.</p>

<h3>MARMARİS KAYMAKAMLIĞI İLE GÖRÜŞME İDDİASI</h3>

<p>Soruşturma dosyasına göre süreç, 29 Nisan tarihinde Marmaris Kaymakamlığı’nın aranmasıyla başladı. Kendisini Devecioğlu’nun koruması olarak tanıtan bir kişinin, Marmaris Kaymakamı Nurullah Kaya ve Marmaris Başsavcısı Fatmagül Yörük ile görüşme talep ettiği belirtildi. Görüşmede Furkan Devecioğlu’nun kendisini Bakan Yardımcısı Can Tuncay’ın HSK özel kalem müdürü olarak tanıttığı iddia edildi.</p>

<h3>RESMİ ZİYARETLER VE PROTOKOL İDDİALARI</h3>

<p>Haberde yer alan bilgilere göre Kaymakam Nurullah Kaya’nın Devecioğlu’nu makamında ağırladığı, ardından tekne gezisi ve yemek organizasyonlarına katıldığı öne sürüldü. Ayrıca Marmaris Öğretmenevi’nde ücretsiz konaklama sağlandığı da iddialar arasında yer aldı. Devecioğlu’nun görüşmeler sırasında HSK üyeleri, hakim-savcılar ve siyasilerle yakın ilişkileri olduğunu anlattığı aktarıldı.</p>

<h3>BAŞSAVCININ ŞÜPHESİYLE SORUŞTURMA BAŞLADI</h3>

<p>Marmaris Başsavcısı Fatmagül Yörük’ün, şahsın Ankara Adliyesi’ndeki görevler ve isimler hakkında detaylı bilgi sahibi olmasından şüphelendiği ve inceleme başlattığı ifade edildi. Yapılan araştırmada kişinin gerçek kimliğinin Furkan Devecioğlu olduğu ve hakkında kesinleşmiş hapis cezası nedeniyle yakalama kararı bulunduğu tespit edildi.</p>

<h3>ANKARA’DA GÖZALTINA ALINDILAR</h3>

<p>Marmaris Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından başlatılan soruşturma kapsamında Devecioğlu ile birlikte Muhammet S. ve S.Y.’nin Ankara’da gözaltına alındığı belirtildi. Şüphelilerin Marmaris’e kiralık araçla geldikleri ve aracın ön camında “HSK” ibareli kart bulunduğu kaydedildi.</p>

<h3>EV ARAMASINDA DİKKAT ÇEKEN DETAYLAR</h3>

<p>Soruşturma kapsamında yapılan ev aramalarında MHP ve AKP logolu tanıtım kartlarının bulunduğu ileri sürüldü. Ayrıca telefonda milletvekilleri, hakimler, savcılar ve çeşitli kamu görevlileriyle çekilmiş fotoğraflar ile yazışmaların yer aldığı ifade edildi.</p>

<h3>DOLANDIRICILIK SUÇLAMASIYLA TUTUKLANDILAR</h3>

<p>Furkan Devecioğlu ile kendisini koruması olarak tanıtan Muhammet S.’nin, yürütülen soruşturma kapsamında “dolandırıcılık” suçlamasıyla tutuklandığı öğrenildi. Olayla ilgili soruşturmanın sürdüğü bildirildi.</p>

<p> </p>
]]></description>
<link>https://havadis18.com/kendisini-hsk-ozel-kalem-muduru-olarak-tanitti-iddiasi/1435/</link>
<pubDate>Sat, 30 May 2026 11:43:36 +0300</pubDate>
</item><item>
<title>ÇANKIRI’DA AMCASININ OTURDUĞU APARTMANI KURŞUNLADI!</title>
<description><![CDATA[<img src="https://havadis18.com/images/haberler/cankiri-da-amcasinin-oturdugu-apartmani-kursunladi.jpg" width="250"><br><p>İ.A.D, Cumhuriyet Mahallesi Tevfik Fikret Caddesi'ndeki amcası S.D'nin oturduğu binanın önüne gelerek amcasının dairesine doğru silahla 4 el ateş ettikten sonra olay yerinden kaçtı.</p>

<p> </p>

<p>İhbar üzerine bölgeye polis ekipleri sevk edildi.</p>

<p> </p>

<p>Polis ekiplerince yapılan incelemede binanın çeşitli yerlerine mermi isabet ettiği belirlendi.</p>

<p> </p>

<p>Saldırı sonucu ölen ya da yaralanan olmazken şüpheli İ.A.D. olayı gerçekleştirdiği silahıyla birlikte polis ekiplerince gözaltına alındı.</p>
]]></description>
<link>https://havadis18.com/cankiri-da-amcasinin-oturdugu-apartmani-kursunladi/1434/</link>
<pubDate>Sat, 23 May 2026 23:41:12 +0300</pubDate>
</item><item>
<title>ÇANKIRI’DA 19 MAYIS COŞKUSU</title>
<description><![CDATA[<img src="https://havadis18.com/images/haberler/cankiri-da-19-mayis-coskusu.jpg" width="250"><br><p>Çankırı’da 19 Mayıs Atatürk’ü Anma, Gençlik ve Spor Bayramı kutlamaları coşkuyla kutlandı.</p>

<p> </p>

<p>Gençlik Yürüyüşü ile başlayan etkinlikler Hasan Fehmi Gökşen Spor Salonundaki kutlama programı ile devam etti. Programda şiirler okundu, jimnastik ve sportif gösteriler izleyenler tarafından alkışlandı.</p>
]]></description>
<link>https://havadis18.com/cankiri-da-19-mayis-coskusu/1433/</link>
<pubDate>Tue, 19 May 2026 22:53:54 +0300</pubDate>
</item><item>
<title>KİTAPTAN</title>
<description><![CDATA[<img src="https://havadis18.com/images/haberler/kitaptan.jpg" width="250"><br><p><strong>Kitaptan</strong></p>

<p> </p>

<p><strong>1.bölüm</strong></p>

<p> </p>

<p>   Zamanın adresi kayıp olsa gerek bu günlerde. Gitmekle kalmak arasında süregelen amansız bir denge içimdeki buz katmanlarını daha bir başka buzullaştırıyor. Sabah,akşam ve geceden oluşan müthiş bir üçgen ve amansız bir denge.</p>

<p> </p>

<p><em>Bense kıraç coğrafyamdaki kayıp denizde vurgun yemiş bir adam</em>.</p>

<p> </p>

<p>   Düşündüğümde,kavga ve savaş kelimesi akıllara barut ve kan izleri getiriyor. Birde beyin kavgaları var bu dünya üzerinde. Bu ne benim kavgam nede savaşım. Bazı uyanıkların çıkar savaşı arasında kaldım. Buna yaşamak için verilen emek demek daha yerinde olacak. Dengem bozuldu ama ruhsal değil fiziksel. Oysa bana dengesiz veya deli gibi yakıştırmalar yapan saten Pijamalı beylerin, egolarını bir fahişenin çıkardığı orgazm taklidindeki gibi zarif bir biçimde yerine getiriyor olduklarını bilmekten yinede mutluyum, oysa bilmiyorlar ben bir kopuğum. Sizler gibi korktuğumdan zırhla değil aksine çırılçıplak savaşıyorum. Benim için yaşamın her anında tatlı bir güzellik,serin bir meltem esintisi vardır.</p>

<p> </p>

<p>   En çokta şu an uzakta olan kardeşim Tayfun’un devamlı dile getirerek kurduğu şeytani cümleler gözlerimdeki gülümsememi hapsetmiyor, aksine yüzümde okunuyordu. Geçmişte yapılan konuşmalar arada beynimde döngüsel turunu tamamlayıp yeni gibi beni gülümsetirken, evrendeki rolüme daha sıkı sarılarak devam etmemi sağlıyordu. Yaşamalıydım bir sabah penceremden özgürce güneşi seyretmek için.</p>

<p> </p>

<p>‘’Ağbi ya konakta Filiz adında çam yarması bir kadın var sana eşkıya diyor’’</p>

<p>‘’Desin be Tayfun desin.’’</p>

<p>‘‘Ağbi ben biliyorum çalıştığı yeri dul biliyor musun’’?</p>

<p>‘’İyide bana ne Tayfun’’</p>

<p>‘’Olurmu ağbi sende yalnızsın alsan diyorum, onun kocasızlık başına vurmuş ondan böyle sana hakaret ediyor.’’</p>

<p>‘’Tayfun sus artık’’</p>

<p> </p>

<p>   Ne kadar susmuş olsa hala yüzünde şeytani bir gülümseme vardı. Ve sonra beslediği köpeklerden bir tanesine Filiz adını vermesi ve köpeğin aynı anda bu ismi benimsemesi. Köpeğe Filiz diye seslenince çakır gözleriyle boynunu bükerek bakması. Geçmişte kalan güzel anlardan bir tabloydu.</p>

<p> </p>

<p>   Ben bu düşünce deryası içerisinde gülmek isterken kapı çalıyordu. Bu gün günlerden Cumaydı ve ne sivil nede kutsaldı benim için. Bir kaç kere vurulan kapıyı açmama kararı aldım. Susmuştu bu defada telefondaki harp konçertosu başlamıştı. Arayan postacıydı meşgule alarak kapıyı açtım.</p>

<p> </p>

<p>‘’Büyük adamsın valla’’</p>

<p>‘’Hayırdır yine ne oldu’’</p>

<p>‘’İki gündür kanalda su devamlı akıyor, hayret ettim kaç yıldır vermedikleri suyu nihayet verdiler’’</p>

<p>‘’Bunu söylemek için mi geldin’’</p>

<p>‘’Yok, vergi borcun var evrak getirdim’’</p>

<p> </p>

<p>   Gösterdiği yerlere imzamı attıktan sonra evrakı teslim edip gözden kayboldu. Kim bilir bu evrakı bana yollamak için kaç kuruş harcamışlardır diye iç geçirdim. Oysa o kuruşları bana verselerdi akşama taze ekmek alırdım.</p>

<p> </p>

<p>   Uzunca bir süre oturduğum yerden içinde yaşadığım odanın duvarlarına göz geçirdim. Ahşap bir yapı olduğundan, birde yoldan geçen ağır tonajlı kamyonlar yüzünden devamlı hafif bir sarsıntı oluyordu evin içerisinde. Masada bardakta duran çay devamlı sallanırken zemindeki 5 litrelik pet şişede duran su devamlı raks eder. Kireç duvarlar buna daha fazla dayanamamış çatlaklar oluşmuştu.</p>

<p> </p>

<p>   Bende görsel aksesuarların olmadığı basit dünyamda, duvarları zamklayıp üzerine gazete kâğıtları yapıştırmıştım. Onun üzerine plastik boya sürüp bir nebzede olsa estetik vermiştim ama olmamıştı. Bu defada hareketli çatlaklar gazete kâğıdında büzüşmelere neden olmuştu. Bununda kolayını bulmuştum resimler.</p>

<p> </p>

<p>   Karşımda duran kapının hemen sol yanında bulunan sobadan hafif bir is kokusu odaya yayılıyor fakat rahatsızlık vermiyordu. Soba görevini tamamlayalı çok olmuş o beni terk etmiş ben onu terk etmemiştim. Çoğu kısmı çürümüş yanarken, cadılar bayramında bal kabağının içinde mum yanar gibi bir güzellik sergiliyordu.</p>

<p> </p>

<p>   Sahi cadılar bayramı ne zamandı ne kadar kaldı bilmiyorum. Hem ben hiç cadılar bayramını görmedim bu şehirde kutlamıyorlar. Onlar kutlasa bende kutlardım. Oysa bu şehirde kutlansa ne güzel olurdu onca cadı kılıklı varken. Kostüm masrafı olmazdı hiç değilse.</p>

<p> </p>

<p>   Sobanın arkasında bulunan duvardaki ilk çatlağa Aysu Baceoğlu’nun kırmızı küçük çiçekler üzerine uzanarak bir ağaçlığın önünde, sarı mayosuyla verdiği posterini yapıştırmıştım. Bu resimde dikkatimi çekense burası stüdyomu? Veya doğal bir bahçemiydi. Görsellik olarak belki başkalarına erotik gelebilir ama bence değildi.</p>

<p> </p>

<p>   Altına duvara çaktığım elbise askısında kemerim takılı duruyordu. Ne güzel bir intihar aracıydı. Saklı bir baharda bu kemerle intihar asilce olurdu. İnsanlar neden intihar ederdi hala anlamıyordum. Bir gün intihar edermiyim bunu sıfır ihtimal olarak görüyordum. Arkasına severek beğenerek dinlediğim sesine bayıldığım Muazzez Ersoy’u yapıştırmıştım. Boş havuz gibi bir yerde verdiği poz çok çirkindi. Belki bana öyle geliyordu. Yumurta sarısı saçı severim ama ona yakışmamıştı. Yüzündeki gülümseme Perşembe pazarında kirli naylon bir manken üzerinde sergilenen ucuz ve gösterişli sutyen kadar basitti. Yok, ağbi bu hanıma gülümseme yakışmıyor. Yüzündeki doğal hüzün ifadesinin bekâretini bozuyor. Masayı kuracaksın karşına oturtacak yüzündeki hüzne bakıp içeceksin. Yinede yanımdaki masanın tahtasına vurmaktan geri durmuyordum. Vallahi Allah korusun böyle hüzünlü surat ifadesi olan bir kadınla yaşasam kesin alkolik olurdum.</p>

<p> </p>

<p><strong>GÜNEŞ SENİN EKSENİNDE</strong></p>

<p> </p>

<p>   Muazzez hanımın altında sol dipteyse bir gazetenin orta sayfasındaki reklam. İstanbul boğazı altından bir gemi geçerken köprünün başı veya sonunda güneş batmak üzere.Belki yeni doğuyor. Resimde doğuyu, batıyı kestirmek mümkün değil. Ben ne zaman İstanbul’a gittiysem köprünün üzerinden geçtim. Boğaza bu hatun gibi dikilip köprüyü izlemek bana romantik gelmiyor. Hani diyorum köprüden yaya geçişi serbest olsa üzerinden boğazı izlemek romantik olabilirdi. Hele birde oradan aşağı atlayarak intihar etmek ne muhteşem bir heyecan yaratırdı. Çoğu zaman düşünmüşümdür oradan atlayıp intihar edenler düşerken ne düşündü? Kalan ömrü birkaç saniyede yaşamak ne kadar güzel olabilirdi ?</p>

<p> </p>

<p>   Neyse resimde rıhtımda bekleyen hanımsa kafayı hafif gökyüzüne kaldırmış. Saçlarını hafif bir İstanbul meltemi okşuyor. Arkasında boğaz köprüsü. Gözleri ışıltılı ve güzel heyecanla bekliyor. Burun deliklerinden İstanbul’un nemli ve iyotlu havasını solurken dudaklarında aşka susamış bir görünüm var. Burada yazının parafını bitirebiliriz, hanımefendiye bu pozu vermesi için saatlerce veryansın eden fotoğrafçının işte olay budur demesinden kaynaklanan ve tüm uğraşlara değen bu kerenin mutluluk sarhoşluğunu yaşıyor demeyelim biz yinede. Hanımefendi bekliyor. Beklenenin tek yapması gereken bu muhteşem an karşısında usulca bir gelinciği koklarcasına boynundan küçük bir öpücük kopartması. Bunu yaparken saçlarını koklayarak, kadın ve İstanbul un kokusunu içine çekmek galiba yeryüzünün en güzel kokusu ve duygusu olurdu. İyide burada yine büyük salladım İstanbul kokusunu az çok biliyorum iyide bu hanımefendi mutlaka parfüm kullanıyordur o nasıl kokuyor, İstanbul ve kadın kokusu birleşince nasıl kokar,olsun yinede denemeye değer. Sonuç ne olursa olsun muhteşemdi demeliyiz.</p>

<p> </p>

<p>   Yanında ise yine iki poster belden alt ve belden üst.Belden üstün resmedildiği karede 60 lı yıllar vurgulanmış kadın ve erkek öpsem mi öpmesem mi o yıllardaki ve hala aşılmamış tabular. Biri görürse ayıp olur. Nikâhımızda yok günah olur şeklinde beyinlerinden geçen yüzlerine açıkça yansımış. Öbüründeyse bu hanımefendinin bacakları acaba hangisi diye düşünebilir veya şu olursa daha güzel olur gibi bir düşünce ile beyin damarlarını çalıştırabiliriz. Altta bulunan dört karede</p>

<p> </p>

<p><strong>HASANKEYF</strong></p>

<p> </p>

<p>   Cinayet, katliam veya soykırım. Asırları binlerce yıla dönüştürmüş hala dimdik ayakta duran tarihin cinayete kurban gitmesi. Ve tek güzel olansa ülkemizde belki bir ilk faili meçhul olmaması. Dünyada başka eşi benzeri olmayan bu tarihi sulara gömmek Halepçe’de yapılan katliama eş değer nitelikte. Dünya toplumları arasında var olan tek gerçekse soykırımlar. Kendilerinin toplum olarak zamanımıza ulaşamadığı bu asırda, bizlere miras olarak sundukları ve hepsi toplumlarının elinde alın teri akıtarak oluşmuş bu eserleri karanlığa gömmek bu kültürü soykırımla maktan öte bir şey değil. Yanında ise.</p>

<p> </p>

<p><strong>İYİ YOLCULUKLAR DİLER.</strong></p>

<p> </p>

<p>   Yıllar önce gazete bayiine bir gün önceden ayırttırdığım Türkiye karayolları haritası. O yıllarda her şey değerli ve kıymetliydi. Hiç bir yolculuğumda da kullanmamıştım oysa. İşte şimdi işe yaradı. Soğuk kış günlerinde sobanın arkasına koyduğum mindere oturup şurayı burayı gezdim diye nasılda mutlu oluyorum.</p>

<p> </p>

<p>Hazır aklıma gelmişken ne kadar borcum varmış bakayım.</p>

<p> </p>

<p>   Şükretmek gerekir. Bende şükrettim borç değilmiş. Al işte sana bir vilayetin Defterdarına kafa tutarmısın vergi mükellefiyetimi iptal etmişler.</p>

<p> </p>

<p>   Ben onurlu bir esnafım. Kazanç beyannamesini vermek için Vergi Dairesi Müdürlüğüne gitmiştim. Beyannameyi kime uzatsam baktıktan sonra bir diğerine gönderiyor. En son bakan kaşlarıyla karşıdaki odayı işaret etti. Girdim süklüm püklüm. Yanına girdiğim adam asık suratlı hafif şapşalca biri. Olmaz diye bir nara attı nerdeyse kulaklarımın zarı patlayacaktı. Sen bunu matrahsız veremezsin. Hadi git şimdi 1000.tl matrah göster gel. Bende son adamın yaptığı gibi kaşlarımı yukarı kaldırıp kafamı bir oyana bir bu yana salladım. Yüzünde garip bir tuhaflık oluştu aptallaştı salak bir yüz ifadesiyle bana baktı. Bense düşündüm o gün cebimde 2 lira 35 kuruş vardı. Şimdi bundan 2 lira borç istesem verirmiydi?</p>

<p> </p>

<p>Vermezdi.</p>

<p> </p>

<p>   Şayet ben istemiş oda vermiş olsaydı karşı posta haneden iadeli taahhütlü yollardım oda bende uğraşmazdım. Neyse ben yol bilmeyene yol soruyorum öfkeyle odadan çıktım. Müdürün odası nerede diye ilk bakan memura sordum. Yine konuşmadan eliyle yan tarafı gösterdi. Sekreter hanıma müdür içeride mi diye sorduğumda.</p>

<p> </p>

<p>‘’Vergi haftası münasebetiyle Valiliğe gitti’’</p>

<p> </p>

<p>   Münasebet aslında ciddi bir suç teşkil ediyor. Doğuda bitip tükenmeyen töre cinayetleri. Cinayetlerin temel taşıysa kadınlarımız. Münasebetler yüzünden katledilecek kadınlar ve katledecek adamlar. Nostaljik Türk filmlerinde  çok geçer bu kelime. Seninle olan münasebetime son veriyorum. Mahkemelerde hâkim sorar.</p>

<p> </p>

<p>‘’Neden vurdun’’</p>

<p>‘’Münasebeti vardı onun için’’</p>

<p>‘’Kiminle’’</p>

<p>‘’Ne bilem hâkim bey varmıştır. Yoksa bilem olur Yapmasa bilem yapar günün birinde namusumu temizledim.’’</p>

<p> </p>

<p>   O adam namusunu vurdu temizledi. Ya ben. Benim sorunumsa münasebetsizlik Münasebete itilmek. Suça teşfik, töreye karşı gelmek. Olmaz münasebet yapacaksın matrahla. Sonrada vurulacaksın.1000 lirayı gösterecek Vergi Dairesinin namusunu kurtaracaksın. Ondan sonra ne münasebet yaparsan yap.</p>

<p> </p>

<p>   Hem biz doğulu değiliz ki. Batılıda değiliz. Kuzeyli ve Güneyliyse hiç olmayız. Biz ortanın ortasındaki yitik şehrin efsanesini yaşayan suskun bir toplumuz. Avustralya’da yeni bir ilkel yerli kabilesi keşfedildi bu günlerde. Bizim toplum olarak ne zaman keşfimizi yaparlar demiyorum. Böyle giderse asırlar alacak.</p>

<p> </p>

<p>   Hiçbir açıklama yapmadan koridora yöneldim. Merdivenleri ikişer ikişer çıkıp Defterdarın odasına geldim. Sekreter hanımefendi, belki özel kalem müdürü kim bilir belki masa boşta öylesine takılıyor hayata.</p>

<p> </p>

<p>‘’Defterdarla görüşecektim.’’</p>

<p>‘’Ne içindi efendim’’</p>

<p>‘‘İçeride mi?’’</p>

<p>‘’Bir dakika bekleyin içerideki çıksın ondan sonra’’</p>

<p> </p>

<p>   Masanın yanındaki koltuğa oturup etrafı süzmeye başladım. Saray yavrusu gibi her yan zevk ve ihtişamla döşenip lüksten kaçılmamış. Demek ki bu şahısta önemli biri baksana Osmanlı sarayları gibi derken sekreter kapıyı gösterip girebilirsiniz dedi.</p>

<p> </p>

<p>‘’İyi günler beyefendi bir mazur atım vardı’’</p>

<p>‘’Buyurun’’</p>

<p> </p>

<p>   Kocaman masasının önünde duran koltuklardan birini eliyle gösterdi. Yerdeki halı Alanya sahillerindeki altın rengi kumlara benziyordu. Kabarık tüyleri üzerinde galiba hiç yürünmemişti sanki fabrikasından bu gün gelip oraya döşenmişti. Sonra botlarımdaki çamurlara ilişti gözüm. Dışarıda yağmur yağdığı için çamur olmuştu. Sonra evdeki halı aklıma geldi kontra plak gibiydi çıplak ayakla yürüyünce ayağım acıyordu. Olmaz ki şimdi bu halıya botla basılmaz ki. Bir an botlarımı çıkartmayı düşündüm.</p>

<p> </p>

<p>   Botları çıkartacaksın tabiî ki çorapları da sonra paçaları sıvayacaksın. Şubatın 25 bu günlerde Alanya’da denize girilmez ama sahilde gezilir. Halı kum renginde kum gibi yumuşacık sonra pencereye baktım karşıki tepelerde geçen yıldan kalan otlar rüzgârda adeta dans ediyor. Evet, buldum deniz karaya vurdukça beyaz köpükler oluşur işte otlar aynı öyle. Sahi başkaları da olmalı bu sahnede biraz önce dışarıdaki sekreter oda gezmeli sahilde. Kilolarıyla Almanlara benziyor zaten. Ya şu tartıştığım onun yüzünden buralara geldiğim sevimsiz adam, oda sahilde haşlanmış mısır satsın. Yok, ondan bi bok olmaz. Allahtan devlet işine girmiş yoksa ömrü ya hastanede yada hapishanede geçerdi.</p>

<p> </p>

<p>‘’Buyurun beyefendi sizi bekliyorum.’’</p>

<p> </p>

<p>   Bu ses beni kendime getirmişti. Sayılı saniyeler içerisinde de olsa Defterdarın hayal ve düşlerine ortak olmuş hayallerini an kadarda olsa çalmayı başarmıştım. Biraz önceki öfke ve kızgınlığım gitmişti sakindim. Tepedeki rüzgârda dinmişti otlar artık çivi gibi çakılıydı yerlerinde. Gösterdiği koltuğa oturduğumda halıya baktım ayağımdan çamur bulaştı mı? diye. Botlarımın izi halının üzerinde duruyordu yinede şükrettim ayakkabı numaram halıya çıkmamıştı. Sonra masada kendinden emin bir şekilde oturan adamı baştan aşağı süzdüm. Yaşı epeyce vardı yaşadığı lüks hayattan olsa gerek suratı yaşını belli etmiyordu. Ellerinde yaşlılıktan kaynaklanan lekeler ve damarlarsa ne işin var lan burada git torunlarınla ömrünün son günlerini geçir diye adama veryansın ediyordu.</p>

<p> </p>

<p>   Sahi bu sevimsiz insanlar yüzünden kurumlar gençleşemiyor. Onca genç ve dinamik halka hizmette kusur etmeyecek insanımız bunun gibiler yüzünden ilerleyemiyor. Şimdi bunu beklemeye yada başka bir yere alsan arsız ve saygısızca dava açıp yine bu koltuğa kıçını koyardı.</p>

<p> </p>

<p>   Öfkemden avuçlarım terlemiş elimde sıktığım beyannameye elimin izi çıkmıştı. Yüzümdeki çizgilerdeyse her birinde bir hayat gizliydi. Beyannameyi adama uzattım. Baktı baktı bir daha baktı yılların getirisi olan engin deneyim ve bilgileriyle.</p>

<p> </p>

<p>‘’Bunu neden getirdiniz?’’</p>

<p>‘’Vergi dairesine vermek için’’</p>

<p>‘’Daha zamanı gelmedi’’</p>

<p>‘’Olur mu bu gün son günü ama almadılar’’</p>

<p>‘’Almazlar tabiî ki daha günü değil. Şimdi git önümüzdeki ay gel’’</p>

<p>‘’Bu gün son günü beyefendi’’</p>

<p> </p>

<p>   İnanmamıştı haklıydı tabiî ki yakası açık üzerinde kot pantolonlu kendi kolonisinden olmayan bu adama inanacak değildi ya. Önünde duran telefonun ahizesini kulağına götürüp bir tuşa bastı.</p>

<p> </p>

<p>   Konuşmaya başlamış fakat konuşmuyordu. Devamlı dinliyor hacı yatmaz gibi arada kafayı sallıyordu. Bilgileniyordu veya aradığı şahıs kendince haklı olan nedenleri sıralıyordu. Telefon kapanmıştı bana dönerek yüzündeki acıklı bir ifadeyle başladı anlatmaya.</p>

<p> </p>

<p>‘’Bakın kaç yıldır matrahsız veriyormuşsunuz. Matrahsız biz bunu alamayız. Matrah yazında gelin yoksa yasalara aykırı’’</p>

<p>‘’Kaç sayılı yasa veya kanuna aykırı’’</p>

<p>‘’Daha sözüm bitmedi dinlemesini öğren’’</p>

<p> </p>

<p>   Birden erkekleşmiş ses tonu yükselmişti. Artık cevap vermiyor dinlemiyordum da. Karşı duvarda kapı vardı oraya odaklamıştım kendimi. Şimdi yoruldu terledi zavallı girip birde duş alır. Birden aklıma şezlong gelmişti. İçeri oldukça sıcaktı bense evde bu tür sıcaklığı soba ilk yandığında hissediyor sonra üşüyordum. Camdan içeri şubat güneşi de vurmuştu. Halının kenarına şezlongu açıp soyunup uzanacaksın. Sonra zile basıp Alman görünümlü sekreterden içecek bir şeyler rica edip iki yudum alınca bir güzel uyumalı diyordum demez olaydım.</p>

<p> </p>

<p>‘’Tamam mı’’</p>

<p> </p>

<p>‘’Tamam, şimdi sende beni dinle. Dağ başımı burası. Sen Deli Dumrul vergisi istiyorsun kanun kazanırsan ödeyeceksin diyor sense ahkâm kesiyorsun. Kazanıp kazanmadığımı anlamak için burada yatmayacaksın çıkıp denetleme yapacaksın. Kazanmadım diyorum anlasana be.’’</p>

<p> </p>

<p>   Adamın yüzünde tuhaf bir sima belirmiş elleri darbukada ritim tutarcasına titremeye başlamıştı. Titrek ellerinde tuttuğu beyannamemi çekip aldım. Alırken son kez.</p>

<p> </p>

<p>‘’Banyoyu ne yapıyorsun lan burada’’</p>

<p> </p>

<p>   Sonra beyannameyi alt katta bulunan müdürün masasına bırakarak oradan ayrıldım. Ve bu günse bembeyaz bir kâğıda yazmışlar. İşyerinin camları gazete kâğıtlarıyla kaplı.Gittik evinde ikinci yoklamayı yaptık. Yahu yaptın da benim yerime kim imzaladı? Benden sonra o dükkânda İttihat kitapçısı ondan sonrada büfeci Hasan vardı. Sahi sen neredeydin?</p>

<p> </p>

<p>   Tamam, özür dilerim Yeğen. Sen defterdarın sırtına odasında güneş yağı sürüyordun. Şimdi diyorum devlet hesap sormayacak. Makamını beş yıldızlı otelin kral dairesi gibi kullanan defterdarı çekip vuracaksın ağbi. Birde diyorlar dinozor nesli tükendi diye. Sende diyorsun ki.</p>

<p> </p>

<p>‘’Bu dinozoruz gil familyasından günümüze ulaşabilmiş son örnek’’</p>

<p> </p>

<p>   Kent dedikleri bu küçük Anadolu Vilayetinde her yıl, devletle iş yapan bir mükellefin vergi rekortmeni olması çok acı bir durum. Genelde bir eczacı. Acı bir durum değil, utancın boyutu.</p>

<p> </p>

<p>   Hani nerede halkı bir muz gibi soyan işadamları her yıl son model otomobiller alan esnaflar.Hani nerede son model otomobillerle Vilayet sokaklarını arşınlayan zengin züppelerinin sanayici babaları.Şirketler,büyük işadamları.Burada kazanıp başka şehirlerdeki yazlıklarında güneşlenen,dünyalıklarını tamamlayıp öbür tarafı garanti kılıp Şeyhlerden el alıp Fethullahın sözünden yürüyüp sonrada bir bebek kadar masumuz diyenler.Masum musunuz  acaba?</p>

<p> </p>

<p><strong>YAĞMUR</strong></p>

<p> </p>

<p>   Bu kokuşmuş ortamdan çıkınca ilk işim bir sigara yakmak oldu. Yanaklarıma vuran yağmur damlalarıyla yaşadığımı hissetim. Biliyor musun yağmurda yürümeyi neden seviyorum. Ağladığımı kimsecikler bilmez onun için ve ben her yağmur yağdığında ağlarım. Bunu bir sen bilirsin.</p>

<p> </p>

<p><strong>SEN</strong></p>

<p> </p>

<p>   Yağmur kokulu kadın, bu yağmurda seninle yürümeyi isterdim. Biliyorum sende şemsiye kullanmayı sevmezsin. Sahi diyorum içinde sen olmazsan İstanbul bu kadar güzel olur mu ahhhh bunu sen bir bilsen.</p>

<p> </p>

<p>   Düşüncelerimdeki senle eve dönmüştüm. Biraz ıslanmış birazda en derininden üşümüştüm. Yanımda sen olmayınca üşümemek mümkün mü?</p>

<p> </p>

<p>Yanaklarım mı?</p>

<p> </p>

<p>Bırak ıslak kalsın, hava karanlık lambalar hala sönük bu günde yine.</p>

<p> </p>
]]></description>
<link>https://havadis18.com/kitaptan/1432/</link>
<pubDate>Fri, 15 May 2026 01:13:11 +0300</pubDate>
</item><item>
<title>ÇANKIRIDA SES SİSTEMİNE CEZA!</title>
<description><![CDATA[<img src="https://havadis18.com/images/haberler/cankirida-ses-sistemine-ceza.jpg" width="250"><br><p>Çankırı İl Emniyet Müdürlüğü ekipleri denetim esnasında bir aracın bagajında orijinal olmayan ses sistemi olduğunu fark etti.</p>

<p> </p>

<p>Araç sürücüsüne ses, müzik, görüntü ve haberleşme cihazlarını yönetmelikte belirtilen şartlara aykırı olarak araçlarda bulundurmak, bu tür cihazları kamunun rahat ve huzurunu bozacak şekilde kullanmaktan 21 bin TL cezai işlem uygulandı.</p>

<p> </p>

<p>Araç ayrıca 30 gün trafikten men edildi.</p>
]]></description>
<link>https://havadis18.com/cankirida-ses-sistemine-ceza/1431/</link>
<pubDate>Wed, 04 Mar 2026 10:31:59 +0300</pubDate>
</item><item>
<title>ÇANKIRI’DA TEKMELER YUMRUKLAR HAVADA UÇUŞTU</title>
<description><![CDATA[<img src="https://havadis18.com/images/haberler/cankiri-da-tekmeler-yumruklar-havada-ucustu.jpg" width="250"><br><p>Cumhuriyet Mahallesi’nde yaşanan olayda taraflar birbirine yumruk ve tekmelerle saldırırken, kavga vatandaşların araya girmesiyle sona erdi. Yaralananın olmadığı kavga cep telefonu kamerasına yansıdı.</p>

<p> </p>

<p>Çankırı’da trafik yüzünden çıkan tartışma, iki grup arasında kavgaya dönüştü. Cumhuriyet Mahallesi Kucaklama Taşı mevkiinde yaşanan olayda taraflar birbirine yumruk ve tekmelerle saldırdı.</p>

<p> </p>

<p>Kavgada yaralanan olmazken tarafların birbirinden şikayetçi olmadığı öğrenildi. Yaşanan anlar ise çevredeki vatandaşlar tarafından cep telefonu kamerasıyla kaydedildi.</p>
]]></description>
<link>https://havadis18.com/cankiri-da-tekmeler-yumruklar-havada-ucustu/1430/</link>
<pubDate>Sun, 22 Feb 2026 20:21:34 +0300</pubDate>
</item><item>
<title>Konteyner kentte silahlı saldırı.</title>
<description><![CDATA[<img src="https://havadis18.com/images/haberler/konteyner-kentte-silahli-saldiri.jpg" width="250"><br><p><span style="color: rgb(15, 20, 25); font-family: TwitterChirp, -apple-system, BlinkMacSystemFont, &quot;Segoe UI&quot;, Roboto, Helvetica, Arial, sans-serif; font-size: 17px; white-space: pre-wrap; background-color: rgb(255, 255, 255);">Hatay'ın Kırıkhan ilçesinde konteyner kentte yaşayan bir aileye yönelik silahlı saldırı düzenlendi.  </span></p>

<p> </p>

<p><span style="color: rgb(15, 20, 25); font-family: TwitterChirp, -apple-system, BlinkMacSystemFont, &quot;Segoe UI&quot;, Roboto, Helvetica, Arial, sans-serif; font-size: 17px; white-space: pre-wrap; background-color: rgb(255, 255, 255);">Olay akşam saatlerinde Karataş Mahallesi’nde bulunan konteyner kentte meydana geldi. </span></p>

<p> </p>

<p><span style="color: rgb(15, 20, 25); font-family: TwitterChirp, -apple-system, BlinkMacSystemFont, &quot;Segoe UI&quot;, Roboto, Helvetica, Arial, sans-serif; font-size: 17px; white-space: pre-wrap; background-color: rgb(255, 255, 255);">İddiaya göre, aileyle husumeti bulunan M.D. isimli şahıs, konteynere ateş açtı. 40 yaşındaki Cemile Yıldırım olay yerinde yaşamını yitirdi, 45 yaşındaki Hüseyin Yıldırım ile çiftin kızları M. Yıldırım ağır yaralandı.  </span></p>

<p> </p>

<p><span style="color: rgb(15, 20, 25); font-family: TwitterChirp, -apple-system, BlinkMacSystemFont, &quot;Segoe UI&quot;, Roboto, Helvetica, Arial, sans-serif; font-size: 17px; white-space: pre-wrap; background-color: rgb(255, 255, 255);">Çevredekilerin ihbarı üzerine olay yerine polis ve sağlık ekipleri sevk edildi. Ağır yaralı baba ve kızı hastaneye kaldırıldı.  Hüseyin Yıldırım da hastanedeki tüm müdahalelere rağmen kurtarılamadı. Polisin, saldırının ardından kaçan şüpheli M.D.'yi yakalamak için başlattığı çalışmaları sürüyor.</span></p>
]]></description>
<link>https://havadis18.com/konteyner-kentte-silahli-saldiri/1429/</link>
<pubDate>Sat, 21 Feb 2026 12:25:43 +0300</pubDate>
</item><item>
<title>Çankırı'nın Ilgaz İlçesinde Kaza</title>
<description><![CDATA[<img src="https://havadis18.com/images/haberler/cankiri-nin-ilgaz-ilcesinde-kaza.jpg" width="250"><br><p>Kaza, Ilgaz ilçesi Kastamonu-Çankırı karayolunda meydana geldi.</p>

<p> </p>

<p>İhsan Akman idaresindeki tahta yüklü tır, sürücüsünün direksiyon hakimiyetini kaybetmesi sonucu devrildi. Kazayı gören vatandaşların ihbarı üzerine olay yerine itfaiye, sağlık ve jandarma ekipleri sevk edildi.</p>

<p> </p>

<p>Olay yerine gelen sağlık ekiplerinin yaptığı kontrolde tırın altında kalan sürücünün hayatını kaybettiği belirlendi. Akman'ın cenazesi, olay yerindeki incelemelerin ardından morga kaldırıldı. Kazayla ilgili inceleme başlatıldı.</p>
]]></description>
<link>https://havadis18.com/cankiri-nin-ilgaz-ilcesinde-kaza/1428/</link>
<pubDate>Wed, 18 Feb 2026 23:17:25 +0300</pubDate>
</item><item>
<title>Çankırı SGK İl Müdürü Mustafa Yılmaz hayata veda Etti</title>
<description><![CDATA[<img src="https://havadis18.com/images/haberler/cankiri-sgk-il-muduru-mustafa-yilmaz-hayata-veda-etti.jpg" width="250"><br><div animation-name:="" background-color:="" class="x14z9mp xat24cr x1lziwak x1vvkbs xtlvy1s x126k92a" color:="" font-size:="" none="" segoe="" style="white-space: pre-wrap; margin-inline: 0px; overflow-wrap: break-word; margin-bottom: 0px; margin-top: 0.5em; font-family: " transition-property:="" ui="">
<div dir="auto" style="font-family: inherit; animation-name: none !important; transition-property: none !important;">Çankırı Sosyal Güvenlik Kurumu İl Müdürü Mustafa Yılmaz, geçirdiği kalp krizi sonrası kaldırıldığı hastanede yoğun bakıma alınmıştı.</div>
</div>

<div animation-name:="" background-color:="" class="x14z9mp xat24cr x1lziwak x1vvkbs xtlvy1s x126k92a" color:="" font-size:="" none="" segoe="" style="white-space: pre-wrap; margin-inline: 0px; overflow-wrap: break-word; margin-bottom: 0px; margin-top: 0.5em; font-family: " transition-property:="" ui="">
<div dir="auto" style="font-family: inherit; animation-name: none !important; transition-property: none !important;">Yapılan tüm müdahalelere rağmen bugün hayatını kaybetti.</div>
</div>
]]></description>
<link>https://havadis18.com/cankiri-sgk-il-muduru-mustafa-yilmaz-hayata-veda-etti/1427/</link>
<pubDate>Sun, 15 Feb 2026 00:45:47 +0300</pubDate>
</item><item>
<title>ÇANKIRI’DA SOSYAL KONUT KURA ÇEKİMİ</title>
<description><![CDATA[<img src="https://havadis18.com/images/haberler/cankiri-da-sosyal-konut-kura-cekimi.jpg" width="250"><br><p>Yüzyılın Konut Projesi kapsamında ilimizde yapılacak olan konutlar için hak sahipliği kurası çekildi. Valilik Sosyal Tesis Konferans Salonunda yapılan kura çekiminde</p>

<p> </p>

<p>Çankırı merkez ve ilçelerinide yapılacak olan toplam 1.753 konutun hak sahipleri belirlendi.</p>

<p> </p>

<p>TOKİ’nin sosyal medya sayfalarından canlı yayınlanan kura çekim törenine Vali Sn. Hüseyin Çakırtaş, İlbank Genel Müdürü Sn. Eyyüp Karahan’ın yanı sıra TOKİ temsilcileri, Kaymakamlar, Belediye Başkanları, il protokolü ve çok sayıda vatandaş katıldı.</p>
]]></description>
<link>https://havadis18.com/cankiri-da-sosyal-konut-kura-cekimi/1426/</link>
<pubDate>Wed, 11 Feb 2026 23:10:42 +0300</pubDate>
</item><item>
<title>ÇANKIRI VALİSİNİN ATKARACALAR ZİYARETİ</title>
<description><![CDATA[<img src="https://havadis18.com/images/haberler/cankiri-valisinin-atkaracalar-ziyareti.jpg" width="250"><br><p>Vali Sn. Hüseyin Çakırtaş, Atkaracalar Kaymakamı Sn. Saliha Karataş’ı makamında ziyaret etti.</p>

<p> </p>

<p>Sn. Valimiz ziyaret kapsamında, Atkaracalar ilçemizde yürütülen çalışmalar, devam eden projeler ve ilçenin genel durumu hakkında detaylı bilgi aldı.</p>

<p> </p>

<p>Vali Sn. Hüseyin Çakırtaş, Atkaracalar Belediye Başkanı Sn. Harun Oflaz’ı ziyaret ederek Belediye çalışmaları hakkında bilgi aldı.</p>

<p> </p>

<p>Çankırı Valisi Sn.Hüseyin Çakırtaş,Atkaracalar Kaymakamı Sn. Saliha Karataş ile birlikte Atkaracalar İlçe Emniyet Amirliği ve İlçe Jandarma Komutanlığını ziyaret etti.</p>

<p> </p>

<p>Vali ,Atkaracalar Kaymakamı ile birlikte Şehit P. Tğm. Kaan Kanlıkuyu’nun ailesinide ziyaret etti.</p>
]]></description>
<link>https://havadis18.com/cankiri-valisinin-atkaracalar-ziyareti/1425/</link>
<pubDate>Tue, 10 Feb 2026 21:34:38 +0300</pubDate>
</item><item>
<title>ÇANKIRI’DA YANGIN OLUR BİZ YANGINA GİDERİZ.</title>
<description><![CDATA[<img src="https://havadis18.com/images/haberler/cankiri-da-yangin-olur-biz-yangina-gideriz.jpg" width="250"><br><p>İncili Çeşme Mahallesi Durlanık Sokakta bulunan bir evde henüz belirlenemeyen nedenle yangın çıktı. Kısa sürede büyüyen alevler tüm yanındaki eve de sıçradı.</p>

<p> </p>

<p>İhbar üzerine bölgeye polis, itfaiye ve sağlık ekipleri sevk edildi. Ekiplerin müdahalesiyle yangın kontrol altına alınarak söndürüldü. Yangında evler kullanılmaz hale geldi.</p>

<p> </p>

<p>İl Emniyet Müdürümüz Aytekin Canıtez ve Asayiş Şube Müdürümüz Volkan Birlik de yangın bölgesinde hazırda bulundu.</p>

<p> </p>

<p>Sn Müdürlerim ne rastlantıdır ki bende dört gündür memleket ayazında kapımın önündeki naylon güneşliğin içerisinde sabahlıyorum.</p>

<p> </p>

<p>Üst kata çökenler,15 yıllık birikimi yağmalayanlar şu kışta kıyamette evi yakmasınlar diye.</p>

<p> </p>

<p>Ben kapı önünde sabahlayınca onlarda araçlarında sabahlıyor.Ben eve girince haşhaşilerde üst kata dalıyor.</p>

<p> </p>

<p>Evim yakılmadan beklerim soba üstü çayı ikram ederim.</p>
]]></description>
<link>https://havadis18.com/cankiri-da-yangin-olur-biz-yangina-gideriz/1424/</link>
<pubDate>Sat, 22 Nov 2025 11:27:41 +0300</pubDate>
</item><item>
<title>ÇANKIRI’DA İŞ CİNAYETİ!</title>
<description><![CDATA[<img src="https://havadis18.com/images/haberler/cankiri-da-is-cinayeti.jpg" width="250"><br><p>Çankırı’nın Şabanözü ilçesinde, bir iş cinayeti daha meydana geldi. 25 yaşındaki Sümeyye Onay, çalıştığı halı yılama tesisinde halı sıkma makinesine kapılarak feci şekilde can verdi.</p>

<p> </p>

<p>TEMİZLİK YAPARKEN MAKİNEYE KAPILDI</p>

<p> </p>

<p>Acı olay, bugün Şabanözü ilçesinde meydana geldi. Edinilen bilgiye göre, Sümeyye Onay, çalıştığı iş yerinde temizlik yaptığı sırada henüz tespit edilemeyen bir nedenle halı sıkma makinesine kapıldı.</p>

<p> </p>

<p>Durumu fark eden Sümeyye'nin iş arkadaşlarının durumu ihbar etmesi üzerine iş yerine polis ve sağlık ekipleri sevk edildi.</p>

<p> </p>

<p>GENÇ KIZ OLAY YERİNDE CAN VERDİ</p>

<p> </p>

<p>Olay yerinde ulaşan sağlık ekiplerinin yaptıkları ilk kontrolde, Onay'ın yaşamını yitirdiği belirlendi. Genç kızın cansız bedeni morga kaldırılırken, olaya ilişkin soruşturma başlatıldığı bildirildi.</p>
]]></description>
<link>https://havadis18.com/cankiri-da-is-cinayeti/1423/</link>
<pubDate>Thu, 13 Nov 2025 09:52:13 +0300</pubDate>
</item></channel>
</rss>