|
Tweet |
Çankırı’da Aşiyandan başlayan bahçeler çay boyu Kenbağa kadar uzanır.
Her sonbahar ağaçlardan dökülen yapraklar toplanır,akşamüzeri ateş değer.Sessiz bol dumanlı bir etkinliktir bu yapılan.
Köylerde anız yakan çiftçiye hop devlet var diyenler bu etkinliğe kör,sağır olurlar.
Duman kaplar dört yanı.Çıkan karbon monoksit gazından Aksu,Kırkevler,Karataş Mahalleleri nasibini fazlasıyla alır.
Yaşlılar,çocuklar,bebekler,kronik rahatsızlıkları olanlar fazlasıyla etkilenir.
Şairlerin şiirler yazdığı sonbahar Çankırı’da kabus olur bu mahallelerin sakinlerine.
Eylül’dü.
Dalından kopan yaprakların
Sararan yanlarına yazdım adını
Sahte bir gülüşten ibarettin oysa.
Ve hiç bilmedin ellerimin soğuğunu.
Eylül’dü.
Di’li geçmiş bir zamandı yaşadığımız
Adımlarımızın kısalığı bundandı
Bundandı gözlerimin durgunluğu.
Sarı sıcak cümlelerde sözün kadar yalan,
Ellerin kadar ıssız,
Sen kadar zamansız molalar veriyordum
Ve çocuksu bir bencillikti hüznümüz.
Eylül’dü.
İzlerini çizdiği zaman ansızın gidişin,
Şimdi yoktu bi anlamı suskunluğun.
Çırılçıplak kalakaldım sessizliğinin orta yerinde.
Sonra sesime yankı vermeyen uçurumlar kıyısında yürüdüm bir zaman
En çok sesini aradım.
Gözlerinse asılı bıraktığın yerdeydiler hâlâ.
Gözlerini sildi zaman..
Dedim ya… Eylül’dü.
Savruluşu bundandı kimsesizliğimizin
Cemal Süreya’ya saygıyla….
Savruluşu bundandı Çankırı’nın.