|
Tweet |
Turizmde çağ atlayan Çankırı tarih,sanat ve kültür alanında dört nala ilerlerken,turistler akın akın gelirken şimdi bu nedir?
Bir zamanlar şehir meydanı olan Muhlis tepesine arastadan çiğit,naftalin,naylon kokuları yayılırdı.En içli plaklar Sefa amcadan,çivi,kilit,menteşe Burhan amcadan,gaz ocağı iğnesi,memesi,tepesi Abidin amcadan,top koştururken kırdığımız camlar Hasan amcadan,Boya,alçı,kireç Hüseyin amcadan alınırken alışveriş yapan ahali susayınca suyu hamam önündeki çeşmenin maşrapasından içerdi.
Ebçedin hamamı desen şehrin pisliğini temizleyen nadide mekanlardan biriydi.Göbek taşına uzananlar kese attırırken oklava gibi kirlerinden arınırdı.Şehrin kadınlarının da hamam günü vardı.Cümbür cemaat toplanıp giderlerdi.Şimdi beton yığınlarının salonunda,cafelerde yaptıkları günleri hamamda yaparlardı.Dolmalar sarılır,pastalar börekle yapılır hamamda toplanırlardı.Öyle bir günde hamam yanıyor diye çığlıklar vardı.Çocuk merakıyla izlerken kadınların kimi peştamalla,kimi pardüseyle fırlamıştı.Kimi ok köprüsüne aşağı,kimi Dilaverin kahveye yukarı,kimide buğday pazarı caminden aşağı koşmuştu.
Buğday pazarı Camisine inerken yüncüler vardı.Bu yol uzun yolun devamı Yapraklıya uzanan bir yoldu.Üzerinde çeşmeler hanlar vardı.İlk çeşme hanımefendinin bahsettiği çeşmeydi.İki yüz metre ileride ikinci üzerinde taş toplar olan çeşmeydi,yüz metre kadar ileride Sarı Baba türbesinin yanında han vardı.
İlk üzerinde toplar olan çeşmenin üzerindeki toplar kayboldu sonra ise çeşme.Akkız Çalısı çeşmeside benzer akıbeti yaşamıştı.Üzerindeki mermer kitabe bir gece sökülmüş yerine ‘’buraya çöp dökmek yasaktır’’diye tahta bir tabela takılmıştı.
Sayın Habibe Bektaşoğlu boşa evhamlanmış,bu şehrin tarihi çeşmeye falan ihtiyacı yok.Tuz mağarası ile uzun yol yeter Çankırı Tarihine ışık tutmaya.